Schneider Weisse Tap X Meine Sommer Weisse: Schneider’in Amiral Gemisi

Ekim ayında yaptığımız Avrupa Bira Turundan bir bavul dolusu birayla döndük. Yanımda getirdiğim ve Türkiye’de olmayan bu biraların incelemesine geçmeden önce okurların yakından tanıdığı bir iki birayı bloga koymayı düşünmüştüm ve bu amaç doğrultusunda Brooklyn Brown Ale ve Petrus Dubbel Bruin blogda kendine yer bulmuştu. Ayrıca araya bir de Hofbrauhaus incelemesi bile sıkıştırmayı becerdim. Ama artık yaptığımız gezinin meyvelerini toplamanın zamanı geldi. Aslında getirdiğim biraların yıllandırılmaya müsait olanları hariç çoğunun tadımını yaptım, fotoğraflar ve notlar filan hepsi hazır ama zaman yaratmak biraz sorun olabiliyor. Üniversite olarak sömerstr tatiline girdiğimiz bu arayı fırsat bilerek raftan bira notları defterimi aldım ve Schneider Weisse’nin Limited Edition Serisinden Tap X Meine Sommer Weisse  (Meine Sommer Weisse = My Summer White = Benim Yaz Beyazım) isimli buğday birasını bloga taşımaya karar verdim. Başlayalım mı?

SomWeis

Schneider biraları Münih’e gitmek için başlı başına yeterli bir sebep benim için. Ülkemizde de 3 çeşidi bulunabiliyor Schneider’in. Hatta ben bu üçlüye de blogda yer vermiştim (bkz: Tap 5, Tap 6, Tap 7) Fakat kendi birahanesinde (Weissesbrauhaus) bu biraları tap’ten tatmak ve İstanbul’da 14 TL verdiğiniz Tap 7’yi REWE’den sadece ve sadece 0.85€’ya almak (20 tanesi 15€ bu arada) apayrı bir zevk. Bir diğer güzellik de ülkemize ithalatı henüz olmayan diğer Schneider’leri (Tap 4 Mein Grünes ya da Aventinus Eisbock gibi) ve özel seri biraları çok makul fiyatlara tadabilmek. Bugün inceleyeceğim Tap X Meine Sommer Weisse de bir özel seri birası. Tap X’in detaylarına inmeden şöyle kısaca bir Schneider’i tanıyalım.

Kısa Tarih

Schnieder’in kısa tarihini daha önceki Schneider incelemelerinde aktardım. Şimdi tekrar tekrar o yazılara gitmeye üşenenler için kısaltılmış bir özeti buraya taşımak istedim. 1872 yılına kadar buğday biralarının üretimi devlet tekelindeydi ve 1872 yılında Georg Schneider (o aralar kendisi yine bir Devlet Birahanesi olan HofBrauhaus’un baş bira ustası) Kral Ludwig-II’den buğday birası üretme iznini kopartarak 132 yıl sonra bugün benim Kadıköy’de bu birayı içmemi sağlıyor. 1872 yılında Georg Schneider Ludwig-II’den Weissbierprivileg’i (buğday birası üretme izni) koparınca 17 Eylül 1872 tarihinde Royal Weisse Hofbrauhaus’ta son kez bira üretiyor  ve terk edilmiş Maderbraueri’yi ya da diğer adıyla Weissen Brauhauser’i satın alıyor. Takvimler 20 Eylül 1872’yi gösterdiğinde ise ilk Schneider birasını oğlu II. Georg Schneider ile burada üretiyor. Maderbraueri de tarihin karanlık sayfalarına gömülürken yerini Weisse Brauhaus G. Schneider & Sohn’a bırakıyor (Biracı Georg Efendi ve Mahdumları’na tekabül ediye). Bu arada, Mader Brauhaus tarihe karışsa da eskiden bulunduğu sokağa adını vererek bir şekilde hala hayatta ve zihinlerde kalmayı başarıyor.

Bu güzel hikaye İkinci Dünya Savaşı sırasında maalesef acı olaylarla baltalanıyor. Savaşta tüm şehir bombalandığında Weisses Brauhaus da bundan nasibini alıyor. Üretimi zaten 1928 yılında 4. Georg Schneider tarafından Kelheim’e taşınmış ama Weisses Brauhaus savaştan etkileniyor. Ama Weisses Brauhaus daha sonrasında “aslına sadık kalınarak ihya ediliyor.” Tanıdık geldi değil mi? Ürperdin bir an itiraf et! Hatta sadece biraevi olarak da kalmıyor bu tesis, AVM ve toplantı salo… Tabi ki hayır. Adam Alman Beyler! Şark kafasıyla görmüyor dünyayı tabi ki. 1988’de büyük ölçüde renove ediliyor. 1994 yılında çatısı da dahil olmak üzere tamamen eski haline sadık olarak inşası bitmiş oluyor ve eski ihtişamıyla Münih’te yükseliyor. Hatta bana bir Münih bileti bile aldırtıyor kanıma girerek.

Tadım

Öncelikle, neden Tap X? Schneider biraları Tap 1, Tap 2, Tap 7 vs. gibi numerik bir şekilde ilerlerken X’e girmek de ne? Doktora öğrencisi olmanın (hele ki sosyal bilimler ise) gıcık bir yanı sürekli “Neden” sorusunu sormak. Aslında, bu soruyu siz sormuyorsunuz. Hocalarınız ne zaman bir şey yazsanız ya da sunsanız sürekli “Neden, neden, neden” diye sorup duruyorlar. “Çünkü Eşşeğin z.kinden dolayı” da diyemediğiniz için sürekli geçerli bir cevabınızın olması gerekiyor. Eğer o geçerli cevap yoksa, “Benim adım kırmızı” diyerek gül cemalinizin kırmızının her tonunu doyasıya yaşamasına engel olamıyorsunuz. Beynimin arka planında çalışan bu algoritma beni “Neden sayı değil de X? Ya birisi (blogu okuyan tez danışmanım mesela) bana sorarsa neden X diye, ben ne derim?” sorusunu yanıtlamaya itti. Uzun uğraşlar sonucunda Schneider’in aylık olarak yayınladığı bir dergiye denk geldim ve orada Tap X Meine Sommer Weisse’nin ufak bir tanıtımı yapılıyordu. X bildiğiniz üzere, bilinmeyen değişken demek. Schneider Weisse’nin baş bira ustası Hans-Peter Drexler her sene deneysel bir bira üretiyor ama söylenene göre üretim öncesinde kafasında kesin bir reçete yok ve hep yeni şeyler deneniyor. Sonuç olarak ortaya ne çıkacağı önceden tam olarak kestirilemeyen bir bira çıkıyor. Bu yüzden de bu seride üretilen biralara Tap X deniliyor. Bu gece rahat bir uyku uyuyacağım artık. Çünkü Tap X’in neden X olduğunu biliyorum. Peki bu bilgi gerçek hayatta ne işime….

İçerik & Alkol Oranı: Schneider Weisse’nin Limited Edition etiketiyle sunduğu birasında daha özel malzemeler kullanmasını bekliyordum ve bu beklentim havada kalmadı. Tap 5-6-7 serisinden farklı olarak Tap X Meine Sommer Weisse’de tipik Hallertau şerbetçiotlarının farklı bir türü olan ve şimdiye kadar hiç kullanılmamış bir Hallertau şerbetçiotu kullanılıyor. Malt oranı yine Buğday (%50) ve Arpa (%50) fakat kullanılan maltlar aslında Tap X Meine Sommer Weisse’ye asıl karakterini veriyor. Buğday maltı Riedenburg Bölgesi’nden getirtilen Hermann Maltı. Arpa maltı ise yine Riedenburg bölgesinden gelen fakat yaz aylarının hasatı olan Grace Maltı. Zaten Tap X’in etikende de bağıra bağıra yazdığı üzere kendisi bir YAZ birası. Bu özelliğini de yaz hasatına borçlu. Alkol oranımıza gelirsek, kendisi % 5.4 seviyesinde.

Şişe & Tasarım: Bence fazla söze gerek yok gibi. Diğer Schneider biralarından farklı olarak Tap X Meine Sommer Weisse 750ml’lik bir şişede ve gayet şık. Gövdesindeki etiketten tutun da boyun bölgesindeki etikete kadar ben özel bir birayım diyor.

Bardak: İşte Münih’e gitmenin güzel yanlarından biri! Bir Schneider Weisse bardağım var artık! Tap X Meine Sommer Weisse kendi bardağında yabancılık çekmeyecek.

Köpük: Şişeyi açtığımda odayı inleten “paaaaaattttt” sesiyle birlikte Tap X Meine Sommer Weisse’in oldukça gazlı bir bira olduğunu düşünmüştüm. Bu gazlılığın köpüğe yansıması kaçınılmazdı fakat bu kadarını bende beklemiyordum. Resimlerden de göreceğiniz üzere benim Tap X Meine Sommer Weisse’nin köpüğüyle ilgili tek yorumum “Sakin ol Şampiyon” olur.

Renk: Önce berrak bir pilsner sarısı fakat şişenin dibine yaklaştıkça mayanın devreye girmesi üzerine buğulu bir sarıya dönüşüyor. Resimlerden göreceğiniz üzere arka planın görülebildiği biramız bir anda gizemli bir hal alıyor.

 Maya ortada yokken biramız berrak ve arka plan görülebiliyor

Maya sahneye çıkıyor ve Tap X olması gerektiği gibi gerçek bir Weissbier görünümüne bürünüyor

Koku: Çılgıncasına bir limon kokusu… Ve bu limon kokusuna bağlı bir ekşi koku geliyor burnuma. Buğday biralarının şanından olan muz aroması da (aslında mayadan gelen phenol ve ester kardeşlere borçluyuz bu kokuyu) devreye girerek bir weissbier içtiğimi tekrar tekrar hatırlatıyor bana. Koklamaya kıyamam, benim güzel manolyam diye bir şarkı vardır, bilirsiniz. Benim güzel Schneider’im de kokladıkça sensörleri coşturuyor. Limon ve muz ikilisine kolay kolay tanımlanamayan çiçek kokuları da katılıyor bence. Patrick Suskind’in Koku (Das Parfum) romanındaki Grenouille karakterine hep çok özenmişimdir, “bu nasıl bir burundur hacıııı” diye. Grenouille’le birlikte tadım yapmak ne kadar güzel olurdu be, her ne kadar yanında cücük gibi kalacak olsak da….

Gazlılık & Gövde: Kesinlikle çok gazlı bir bira bu. Köpüklerin 100 metre koşusu tadım boyunca bitmedi zaten ama bu gazlılığı siz de damağınızda hissediyorsunuz. Orta-yüksek arasında bir gövdeliliğe sahip Tap X, ağızda dolu dolu hissettitiyor kendini.

Tat: Köpükten bana sıra gelince en sonunda Tap X Meine Sommer Weisse’nin tadına bakabildim. Şimdi, burada biz bizeyiz, yalan yok. Tatmadan önce Tap X Meine Sommer Weisse’yle ilgili beklentim yumuşak içimli, acılığın hissedilmediği tipik bir weissbier’in kaliteli bir versiyonuydu. İlk iki yudumdan sonra damağımda kalanları şöyle not etmişim “Şaşırtıcı derecede ekşimsi bir tat ve bir o kadar da acı bir bitiş.” Tap X Meine Sommer Weisse’in tadındaki ekşilik akıllara ekşi yeşil elmaları getirtecek kadar keskin. Bu arada, sirke ekşiliği filan değil bu, yanlış anlaşılma olmasın. Kesinlikle çok aromatik bir ekşi tat bu. Dilinizi kamaştıran, tatlılıktan çok uzakta bir tat bu, ama kesinlikle lezzetli. Daha olgunlaşmamış ekşimsi yeşil üzümden tutun da misket limonuna kadar, güzel bir damak jimnastiği yaptırıyor size Tap X. After-taste’i kesinlikle acımtırak bir ekşilikten oluşuyor. Damağınıza imza atan bir şerbetçiotu tadı var.

Tap X Meine Sommer Weisse bence yaz aylarında serinlmek için Caddebostan Sahili’nde yönetmen koltuğuna oturarak Adalar’a karşı dibi görülecek bir bira. Alkolü zaten % 5.4 ve fazlasıyla aromatik. Maalesef Türkiye’de bulunamıyor ama bakarsınız bir gün Teoman Hünal bu birayı da getirtmeye karar verir. İşte o gün ben Tap X Meine Sommer Weisse stoğum ve yönetmen koltuğumla Caddebostan Sahili’nde olacağım, sizi de beklerim.

Son olarak, bira yemek eşleşmesine değinmezsek olmaz. Tap X Meine Sommer Weisse balzamikli salatlarla ya da hafif baharatlı tavuklarla güzel gidecek bir bira. Benim aklımdan pek kırmızı et geçmedi çünkü kırmızı etin dark biralarla daha güzel gideceğini düşünüyorum genelde. Tap X Meine Sommer Weisse’den doyasıya keyif almayı sağlayacak bir başka yiyecek de herhalde peynir olur. Hardallı ya da küflü peynirin yanında çok güzel gideceğini düşünüyorum.

 Not: bu yazıda alkolü özendirme ya da tanıtma gibi bir amaç güdülmemiş, sadece şahsi fikirler paylaşılmıştır. Ayrıca, herhangi bir markanın reklamı ya da tanıtımı söz konusu değildir ve sadece ve sadece şahsi kanaatler dile getirilmiştir. İçki bizim dostumuz değildir, içki kötülüktür, pişmanlıktır. Belirli oranlarda tüketildiğinde insan sağlığına da zararlıdır. 

Görüşmek üzere…

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*