Schneider Weisse Tap 6 Unser Aventinus Weizen Doppelbock: Buğday Biralarının Everesti

Schneider Weisse Tap 6 Unser Aventinus: Belki de dünyanın en aromatik birası. The Beer Hunter Michael Jackson.


İşte bugün bloga konuk olacak birayla ilgili dünyanın en ünlü bira gurusunun yorumu… Sizleri nasıl bir biranın beklediğine dair bir şeyler oluştu kafanızda umarım…

TapG

Schneider Ailesi’nin ülkemizde bulunabilen diğer iki üyesi olan Tap 5 Meine Hopfen Weisse ve Tap 7 Unser Originali Temmuz ayında incelemiştim ve aslında üçlemeyi Tap 6’yla devam ettirmeyi düşünüyordum fakat Schneider Biralar gümrük sorunları nedeniyle hiçbir yerde bulunamaz oldu. Haftabaşında Kadıköy’de bulunan ve bira almak için tercih ettiğim mekanların başında gelen Rind’in Twitter hesabında Schneider Kardeşler’in geldiğini gördüm ve yarım kalmış bir hesabı kapatmanın vakti geldiğini anladım. Açıkçası bloga için yaptığım her incelemeden çok keyif alıyorum. Biraların tarihini incelemek ve bu vesileyle de insanlık tarihinin enteresan yönlerini keşfetmek beni mest ediyor. Mesela bu tadımda ilerleyen bölümlerde Atatürk’ün biraya olan tutkusuna dair bir bilgiye dahi rastlayacaksınız! İş tadım kısmına geldiğinde ise orası da incelemeye konu olan biraya bağlı olarak daha zevkli ya da daha az zevkli olabiliyor. Fakat bugünkü konuğum Tap 6 Unser Aventinus olduğu için ayrıca mutluyum çünkü kendisi bence buğday biralarının zirvesidir ve benim en sevdiğim biralar listemdeki 1 numaradır açıkçası.

Buğday biralarnın (Hefeweizen ya da Weissbier) ve Schneider Braueri hakkında genel bilgileri Tap 5 ve Tap 7 incelemelerinde detaylı olarak aktarmaya çalışmıştım. Bu yazıya kalan ise, Tap 6 Aventinus’un da dahil olduğu ve buğday biralarının bir alt başlığı diyebileceğimiz Weizen Doppelbock stilini biraz açmak olacak. Bunu yaparken ilk belirtmem gereken Schneider Aventinus denildiğinde aslında iki tane Schneider çeşidinin akla gelebileceği. Bugün incelediğim Tap 6 Unser Aventinus ve Schneider Weisse Aventinus Eisbock iki farklı bira. Resimlerini de aşağıya koyuyorum ki daha net bir şeyler canlansın kafanızda. Weizen Doppelbock ve Eisenbock arasındaki en büyük fark içerdikleri alkol oranından geliyor. Hatta Schneider Brau bile Aventinus Eisbock için şöyle diyor “Stronger than strong.” Bunu demekte haklılar çünkü Aventinus Eisbock %12 alkol içeriyor. Bu oran Tap 6 Unser Aventinus için %8.2. Bugün Doppelbock ve Weizen Doppelbock’ları enine boyuna anlatacağım. Umarım Almanya dönüşü yanımda bir Aventinus Eisbock da olmuş olur ve o vesileyle Eisbock’ları da sizlere aktarabilirim.

Bu iki resimdeki biralar Aventinus Eisbock

Bu iki resimdekiler ise Tap 6 Unser Aventinus

Weizen Doppelbock’u anlamak için önce Doppelbock’u anlamak lazım bence. En az %7 alkol içeren ve  Münih’te ortaya çıkan Doppelbock stili biralar aslında uzun bir süre Paulaner’in Salvator ismini verdiği birasıyla anılmış. 19. yüzyıl sonlarına doğru Paulaner Salvator isminin kullanım hakkını alıyor ve Salvator ismi altında bira üretmek yasadışı bir şey haline geliyor. Ancak Salvator ismi Doppelbock stili biraları tanımlamak için kullanılan bir kategori olarak kalmış. Yani, misal Löwenbräu Triumphator isimli Doppelbock birasına “Salvator” diyemiyor ama bu bira herkesin aklında Paulaner’in Salvator’unun bir versiyonu. Selpak hikayesi gibi biraz sanki, ha?

Peki neden Salvator? Onca isim dururken kim niye Salvator ismini seçmiş aga? Ben bunu araştırırım! Münih’in dışında bir köy olan Au’ya 17. yüzyılda yerleşen ve Saint Franciscus of Paula’nın düsturunu (ya da öğretisini diyelim) benimseyen keşişler’in kurduğu Neudeck Manastırı aynı zamanda bira da yapıyordu (bkz: Trappsit Keşişleri). 1774 yılında, kendisi de babası George Still gibi bir bira ustası olan 23 yaşındaki Valentin Stephan Still ya da manastırdaki adıyla Brother Barnabas Neudeck Manastırı’na geliyor. Her yılın 2 Nisan’ında yapılan Father Franciscus’u anma etkinliğinde içilmek üzere yapılacak olan birayı 1780 yılında Brother Barnabas yapıyor. Brother Barnabas kendinden de bir şeyler katarak biraz yüksek alkollü bir bira üretiyor bu kutlama için. Geleneklere göre kutlamalara başlarken bira dolu bardağı ilk olarak Bavyera Dükü’ne ikram etmek ve kadehler kaldırılarak şöyle demek gerekiyor:

“Salve, pater patriae! Bibes, princeps optimae!” (“Greetings to you, father of our country! Drink, best of all noblemen! ya da Selamlar olsun sana ülkemizin babası, İç, tüm asillerin en iyisi-asili”).

Bavyera Dükü birasını içer ancak çakal bir adam olduğu için birkaç yudum alır en fazla. Çünkü kafayı bulup, “Lan olm ben aslında köylülerimi seviyom lan. Bence de feodalite çok mantıksız kanka. Tüm vassalların a.k. size bir şey olmasın, fiefleri köylülere dağıtıyorum lan” demekten tırsmış ve ihtiyatlı davranmış gibi geldi bana.

Biranın Bavyera Dükü’ne takdimi

Dük yudumunu aldıktan sonra, birayı yapan kişi de aklından geçenleri sesli bir şekilde özgürce söylermiş. O tarihte  Brother Barnabas (Valentin Stephan Still)  ne dedi acaba? Ben çok merak ettim açıkçası. “Her yer dük” ya da “Dükün birasının köpüğüyüm” filan diyerek kopmuş gitmiş de olabilir…

İşte Valentin Stephan Still’in yaptığı bu yüksek alkollü bira daha sonra Salvator olarak anıldı. Tam kesin kaynak bilgi veren kaynak yok, etimolojisine de baktım biraz ama Salvator denmesinin sebebinin kadehler kaldırılırken söylenen “Salve, pater patriae” kalıbından geldiğini iddia edenler var. Bana mantıklı gibi geldi. Siz inandınız mı bilemem. Ayrıca, “sıvı ekmek” olarak da adlandırılan ilk Doppelbock olan Salvator birası keşişlerin Paskalya’dan önce 40 gün boyunca tuttukları oruçta da yaygın bir şekilde kullanılmış. Ulan bizdeki Ramazan programlarını düşünüyorum da “Aç kalmamak için eppeğe abanın, su için, karpuz kemirin beyler” diyen adamlar geliyor aklıma. Sonra da diğer tarafta keşişlerin oruç öncesi bardak bardak bira gömdüklerini canlandırıyorum filan, aha yine moralim bozuldu…

1780 yılında ilk kez üretilen Salvator birasının bu başarısı sonrasında Brother Barnabas şehir konseyi tarafından “sağduyulu, çalışkan ve imanlı bir bira ustası” ilan ediliyor ve manastır onun liderliğinde bira üretmeye devam ediyor. Hatta 1793 yılında manastırın ortalama üretimi yıllık 3200 hektolitreye ulaşıyor ki bu rakam o dönemdeki ortalama bir bira üreticisinin neredeyse 4 katı!

Büyük beğeni toplayan Salvator biralarının Paulaner tarafından ticari olarak patentinin alındığını belirtmiştim. Ancak Salvator’u anımsatması amacıyla birçok bira üreticisi de sonuna “-tor” ekleyerek kendi Doppelbock’larını üretiyorlar. Misal, “Animator” (Hacker Pschorr), “Celebrator” (Ayinger), “Maximator” (Augustiner), “Palmator” (Prösslbräu), ve “Triumphator” (Löwenbräu) gibi. Bugünkü konuğum Schneider ise sonu “-tor” ile biten bir şey yerine Aventinus’u seçmiş çünkü Tap 6  üstten fermente edilen bir buğday birası fakat orijinal Doppelbocklar alttan fermente ediliyor. Schneider de bu farka dikkat çekmek için farklı bir isim seçiyor ve 4 Temmuz 1447-9 Ocak 1534 tarihleri arasında yaşamış olan Bavyeralı yazar ve düşünür olan Johann Georg Turmair‘in maslahı olan Aventinus’ta karar kılıyor, sene 1907. Johann’ın büyük bir resmi Aventinus Eisebock’ta  ve Tap 6 Unser Aventinus’un bazı etiketlerinde (genelde A.B.D.’de satılanlar) mevcut.

İşte karşınızda Johann Georg Turmair ya da nam-ı diğer Aventinus

Doppelbock’un ne olduğuna dair bir fikrimiz oldu. Weizen Doppelbock denen bira da kolayca tahmin edebileceğiniz gibi buğday maltı kullanılarak yapılan, koyu renkli ve yüksek alkollü biralara verilen isim. Yani Doppelbock ve Hefeweizen’lerin bir kesişim kümesi!

Salvator: Atatürk’ün en sevdiği bira! Belki okunmaz etmez diye bold yapayım da dikkat çeksin istedim kendimce. Salvator ya da Weizen Doppelbock ile ilgili çok enteresan bir bilgi de Atatürk’ün siyah bir Weissbier’e olan tutkusu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği bira demin yukarıda anlattığımız Paulaner Salvator! Hatta Atatürk bu birayı o kadar seviyor ki onu yapan mühendisleri Ankara’ya Atatürk Orman Çiftliği Bira Fabrikası’na getirtiyor. Mehmet Yalçın’ın aktardığına göre, bu sebeptendir ki Atatürk Orman Çiftliği’nde hep siyah bira yapılmış. Bu çok ama çok enteresan bilgiyi paylaşmak istedim ve bunun devamını da araştırmayı kafama koydum! Elin keşişleri hangi tarihte hangi birayı üretmiş diye tarihin arka odalarında gezmekten aldığım keyfin herhalde 10 katını alacağım diye düşünüyorum Atatürk ve sevdiği birayı araştırırken! Gelişmeler yakında burada…

Tadım

İçerik: %50 oranında buğday maltı kullanılyor Schneider’de ve bu kavrulmuş malt Tap 6’ya bu koyu görünümünü veriyor. Buğday maltı Güney Bavyera’daki Altmühltal Bölgesi’nden ve Doğu Bavyera’daki Palatinate Bölgesi’nden gelirken, arpa maltı Kelheim ve Reidenburg Bölgeleri’nden geliyor. Kullandıkları su kendi kaynaklarından gelen ve 6. Georg Schneider’in dediğine göre Jurassic Devri’nden kalma taşların arasından sızan ve yumuşak içimli bir doğal kaynak suyu. Şerbetçiotu olarak ise Hallertau ve Magnum tipi şeretçiotları kullanılıyor.

Şişe Taşarım & Alkol Oranı: Schneider’in şişelerini ve etiketlerini çok beğendiğimi daha önce de söylemiştim. Zarif bir şişesi ve güzelce tasarlanmış hafif otantik bir de etiketi var. Ama unutmadan, Schlenkerla‘nın etiketi kadar otantik değil tabi. Tap 6 Unser Aventinus’un alkol oranı %8.2 ve kendisi gayet sert bir bira. 50’lik şişe olmasından da yola çıkarsak, “Drinker discretion is advised” ya da “Drink Responsibly” diyerek baştan uyarmak gerekebilir.

unser-aventinus-cap

Bardak: Zamanında Paşabahçe’den aldığım bu bardak Tap 6’nın kendi orijinal bardağı çıktı ve beni durduk yere mutlu etti. Tek farkı üzerinde Schneider Logosu olmaması fakat burada da “bardağı buldun da logolusunu arıyorsun lan” diyerek kendime kızıyorum.

Köpük: Chimay Blue, Tripel ve Redi incelerken demiştim ki bu biralarda köpüğün daha kalıcı ve kıvamlı olması için yaklaşık %15 oranında buğday maltı kullanılıyor. Yani bir Trappist birasında dahi köpük verebilmek için kendine yer bulabilen buğday, iş bir buğday birasına gelince kim bilir nasıl da coşar değil mi? Resimdeki görüntü köpüğün “şişeme sığmam taşarım, hangi bardak bana yetecekmiş şaşarım”  dercesine yaptığı bir gövde gösterisini aktarıyor bize. Kalın, kremamsı ve kalıcı diyeceğim (3Ks) bu köpük göz ve damak zevkine ayrı bir katkı yapıyor gerçekten de.

Köpüğün daha şişedeyken dışarı taşması!

Renk: Koyu Kahverengi denebilecek bir renk ve buğulu bir görüntü. Bu buğulu görüntünün ardında yatan da buğday biralarının filtre edilmeyen biralar olması ve bu sebepten dolayı içlerinde protein, canlı maya ve başka şeyler ihtiva ediyor olmaları. Filtre edilen biralar ise bu maddelerden arındıkları için berrak bir görüntü alırlar. Tap 6 Unser Aventinus ise buğulu ve koyu rengiyle ve kendine özel bardağıyla güzel bir görüntü sergiliyor. Unutmadan, içinde maya bulunan biraların mayasını da içebilmek ve biraya katmak için şişenin 3 / 4 ya da 4 /5’ini bardağa koyduktan sonra şişeyi sallamalı ve daha sonra bardağa koymalısınız. Ancak, isterseniz bunu yapmadan da şişenin tamamını bardağa da dökebilirsiniz. Hatta, şişenin dibinde kalan bu kısmını isterseniz ayrıca bir bardağa koyarak da içmek yaygın bir tüketim türü. Maya B vitamini açısından zengin bir gıda ve Trappist keşişlerine göre kanı temizleme ve sindirimi kolaylaştırma gibi faydaları da var.

Koku: Sanırım bir meyve bahçesine düştüm dostlar. Bu nedir aga? Pazar yeri gibi burası. İlk olarak burna çarpan koku buğday biralarında alabileceğiniz o klasik maya kokusu. Hayatı boyunca buğulu ve hafif koyu sarı renkli buğday biralarını içmiş birisi bile kör tadımda bu koyu renkli birayı kokladığında “Hey dostum bu bizim buğday biraları gibi kokuyor aynen” diyecektir. Öyle birisi var mıdır bu arada, sanırım ancak Bavyera Köylerinde filan bulunur ancak. Bu tipik Weissbier kokusundan sonra burnuma gelen kokular başta üzüm, karanfil ve kırmızı erik olmak üzere, sanırım mayadan kaynaklı olarak biraz da muz. Mesela, Tap 7 kesinlikle ama kesinlikle muz kokusunu sonuna kadar hissettiren bir Weissbier’di. Bu muz kokusu bence Tap 6’da da olmakla birlikte yerini demin saydığım bu kokulara bırakmış ve birazcık arka plana geçmiş durumda.

Gazlılık & Gövde: Gazlılık oranı kesinlikle yüksek. Bardağın dibinden tepeye koşan baloncuklar o buğulu görüntüye rağmen rahatlıkla seçiliyor ve her yudumu alışınızda bu yüksek gazlılığı hissedebiliyorsunuz. Gövde olarak ise kesinlikle full-bodied olarak sınıflanabilecek bir bira Tap 6 Unser Aventinus çünkü her yudumu ağzınızda dolu dolu hissedebiliyorsunuz ve -mouthgasm- denen şeyi size yaşatıyor.

Tat: Daha ilk yudumda Schneider Tap 6 Unser Aventinus size bir karnaval yaşatıyor diyebilirim. Koklarken farkına vardığımız o meyve bahçesinin içindeyiz şu an! İlk öne çıkan aromalar siyah üzüm, kırmızı erik, karanfil ve biraz da elma belki. Ayrıca, ikinci yudumda benim dikkatimi çeken bir nokta da çikolatayı andıran notalar oldu. Acaba mı diyerek üçüncü yuduma geçtiğimde artık daha emindim ve bu satırları yazarken de gönül rahatlığıyla iddia edebilirim ki Unser Aventinus’un bitiminde bir çikolata tadı yakalamak mümkün.

Şimdiye kadar hep buğday biraları eşittir refreshing / ferahlatıcı biralar dedik ama Unser Aventinus bu sınıflamaya o kadar da kolay dahil edilebilecek bir  bira değil. Hatta, içerdiği yüksek alkol oranından dolayı bence bir Kış Birası olarak bile gösterilebilir. Soğuk bir kış gününde evde ya da barda içinizi ısıtmak için yanında güzel bir ızgara etle içilirse tadına daha da ok varılabileceğini düşünüyorum. Hatta, damakta bıraktığı o çikolata tadıyla da çikolatalı bir cheesecake, ıslak kek ya da bir dilim çikolatalı pastayla dahi güzel gidebilir.

Köpüğün ince de olsa hala var olmasına dikkat!

Benim Tap 6 Unser Aventinus ile ilgili tek olumsuz düşüncem alkol oranının yüksekliği. %8.2’lik bir alkol oranı bu derece lezzetli bir birayı istediğiniz kadar tüketmenize biraz mani oluyor. Tabi alkol oranı ve biranın tadının doğru orantılı olduğu gerçeği de burada karşıma çıkıyor. Bu tadın arkasında yatan birçok faktöre ek olarak (Schneider’in yaklaşık 140 yıllık tecrübesi, Jurassic döneminden kalan kayalardan gelen suyu, kendine has mayası) alkol oranının bu denli yüksek olması da bu tadın yakalanmasında önemli bir etken.

Ayrıca, Münih’te 0.85€ olan biramızın Türkiye’de 16TL’ye satılıyor olması da istediğimiz kadar tüketmemizi engelliyor. Emin olun, nasıl Dünyanın en pahalı benzini ülkemizde satılıyorsa, Dünyanın en pahalı Schneider’i de bizim ülkemizde satılıyordur.

BeerAdvocate: 96 / 100 (world-class)

RateBeer: 100 / 100 (overall) 100 / 100 (style)

Benim Notum: 100 / 100

Schneider Braueri ile ilgili daha fazla şey öğrenmek isteyenler de aşağıdaki videoya bir göz atabilirler.

Schneider Weisse Tap 6 Unser Aventinus Türkiye’de bulunabilen bir bira. Bu birayı ve diğer Schneider Weisse çeşitlerini Türkiye’ye The North Shield Pub’ın sahibi ve Türkiye’nin (bence) bir numaralı bira gurusu olan Teoman Hünal getirtiyor. Schneider Biraları tüm The North Shield Pub’larda bulmak mümkünken, bazı içki dükkanlarında da Schneider Biralara ulaşabilirsiniz. Tap 6 Unser Aventinus’un fiyatı 16TL civarı, aklınızda olsun, kazıklamasınlar sizi. Kadıköy taraflarında Rind, Moda Tekel ve Milka Şarküteri, Avrupa Yakası’nda da Nişantaşı’nda Fette Tekel (Maçka – Akaretler Yokuşu), Milano Gourmet, Marine Gourmet, Cihangir’de de La Cave benim aklıma gelen yerler.

Not: bu yazıda alkolü özendirme ya da tanıtma gibi bir amaç güdülmemiş, sadece şahsi fikirler paylaşılmıştır. Ayrıca, herhangi bir markanın reklamı ya da tanıtımı söz konusu değildir ve sadece ve sadece şahsi kanaatler dile getirilmiştir. İçki bizim dostumuz değildir, içki kötülüktür, pişmanlıktır. Belirli oranlarda tüketildiğinde insan sağlığına da zararlıdır. 

Görüşmek üzere…

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*