Samuel Adams Boston Lager: Sam Amca Seni İstiyor

İngiltere ve Fransa arasında tam 7 yıl süren ve gerçek anlamdaki ilk Dünya Savaşı olan Yedi Yıl savaşları 1764  yılında Paris antlaşmasının imzalanmasıyla sona ermişti. Savaşın Amerika ayağını (diğer ayakları da Avrupa ve Hindistan’dı) Amerika’da yer alan sömürgecilerle birlik yapan İngiltere kazanmıştı. Zafer Kuzey Amerika’da İngiliz egemenliğini pekiştirmiş ama İngiltere’ye dev bir borç bırakmıştı. 1773 yılında Sir. George Macartney tarafından “üzerinde güneş batmayan bu büyük imparatorluk” olarak tanımlanan İngiltere’nin bu borç yükü altından kalkması için yeni vergilere ihtiyacı vardı. Zaten İngilizler bu savaşın kendilerinden çok Amerika’daki sömürgecilere yaradığını düşünmüş ve Amerikalı sömürgecileri de faturayı ödemeye davet etmişlerdi. Üstelik, Amerika’daki sömürgeciler (Amerikalı demiyorum çünkü henüz ortada bir Amerika yok) savaş esnasında düşman Fransa’yla ticaret yapmaya devam etmişlerdi. Bunun bir bedeli olmalıydı! 1764 yılında yürürlüğe tekrar konan şeker yasasıyla birlikte melasa uygulanan galon başına 6 penslik vergi yarıya indirildi ama eskisinden farklı olarak bu verginin toplanmasına sıkı önlemler getirildi. Eskiden şeker vergisi kağıt üzerinde olan ama uygulanmayan bir yasaydı. Ama artık savaş sonrası borçların ödenmesi için İngilizlerin elinde tuttukları bir kırbaça dönüştü! Eskiden bu verginin toplanması için İngiliz vergi memurları İngiltere’de ikamet edip Amerika’da birisine vekalet vererek vergi toplatabiliyordu. Elbette bu iş yürümüyordu. Oysa şimdi İngiliz vergi memurları gemilere atlayarak yeni kıtaya doğru yola çıkmışlardı. Kraliyet Donanmasına vergi toplama yetkisi verilirken sömürge valilerine ise şu talimat geçildi “Yeni yasa titizlikle uygulanacak ve vergi ve şeker kaçıran herkes tutuklanacak.”

Elbette bu yasa Amerika’da hiç beğenilmedi. Amerikalı sömürgecilere göre temsil edilmedikleri bir parlamentoya vergi ödemek saçmalıktı. Hatta “Temsil edilmeden vergiye hayır!” sloganı popüler bir slogan haline geldi. İnsanlar arasında İngiltere’den kopmak fikri yavaş yavaş yayılmaya ve hatrı sayılır bir destekçiye ulaşmaya başladı. 1765’te uygulamaya konan Damga Vergisi Yasası, 1767’de uygulamaya konan Townshend Yasası ve son olarak 1773’te uygulamaya konan Çay Yasası bardağı taşıran son damla oldu. IPA’in hikayesinde tanıştığımız East India Company tarafından Amerika’ya gönderilen 3 adet ağzına kadar çay yüklü gemi Bostan limanına yanaştı. Kendilerini Özgürlüğün Oğulları olarak adlandıran ve Amerikan sömürgecilerin çıkarlarını korumak için bir araya gelen bir grup insanları Boston Limanı’nında buluşmaya çağırıyordu. Vergiler yüzünden iyice gerilmiş olan kitle 3 gemi dolusu çayı imha ederek Boston Limanı’na boşalttı. Tarihe Boston Çay Partisi olarak geçen bu vaka Amerikan tarihinin en ikonik olaylarından biri haline geldi ve Amerikan Özgürlük Savaşı’nın fitilini ateşledi.

Çayların limana dökülüşünü gösteren bir resim.

Çayların limana dökülüşünü gösteren bir resim.

 

İngilizler Çay Partisini alaya alıyor. Bir grup Vatansever Kadının toplanıp çay içtikleri resim.

İngilizler Çay Partisini alaya alıyor. Bir grup Vatansever Kadının toplanıp çay içtikleri resim.

Bu büyük olayın ardından bir grup yapılanın yanlış olduğunu söylemeye başladı. Ancak kitlenin içerisinden bir kişi kürsüye çıkıp İngilizlerin Amerika’daki çay tekelinin zaten vergiye eşdeğer olduğunu ve 3 gemi çayın imha edilmesinin kanunsuz bir eylem değil, hakları alınmış insanların haklarını savunmak için başvurdukları ilkeli ve anayasal bir eylem olduğunu söylemiş ve büyük destek almıştır. Bu gaz konuşmayı yapan kişi Özgürlüğün Oğullarından birisi olan ve Amerika’nın Kurucu Babaları arasında yer alan ve bizim de ismine aşina olduğumuz Samuel Adams’tan başkası değildi.

Harvard mezunu başarısız bir vergi memuru olan Samuel Adams çok başarılı bir politikacıydı. Boston Çay Partisinin öncüsü olan ve kitleleri Özgürlük Savaşı süresince motive eden ve yönlendiren Sam Amca daha sonrasında Amerika’nın kuruluşunda da önemli bir figür olmuş ve telaffuz ederken hepimizi ayrı kasan Massachusetts eyalatenin 4. valisi olmuştur. 2 Ekim 1803 tarihinde hayata veda eden bu önemli siyasi figür 181 yıl sonra başka bir Harvard mezunu tarafından hayata geri döndürülmüştür. Ancak bu sefer bira olarak!

Samuel Adams Brewery

Bir şekilde Marketing-Pazarlama dersi almış olanların mutlaka aşina olduğu terimlerdir Cash Cow, Star, Dog, ve Question Mark! Ürün portfolyonuzu pazarın büyüme hızı (yüksek vs. yavaş) ve sizin ürününüzün bu pazardaki payına göre (yüksek vs. düşük) konumlandırdığınız ikiye iki bir matristir. 1970 yılında Boston Consulting Group (BCG) tarafından oluşturulan bu matris bugün hala çok popüler. İşte bu meşhur BCG’de çalışan Harvard mezunu genç Jim Koch’un iki büyük sorunu vardı. BCG’de çalışmaktan çok sıkılmıştı ve Amerika’da içecek farklı ve aromatik bir bira bulamıyordu. “Farklı” bir bira içmek isteyen Jim sadece Heineken ve Beck’s gibi ithal biralara ulaşabiliyordu ama ilk yudumdan sonra bunlarından “farklı” olmadığı kanaatine varıyordu. Piyasadaki bu açığı gören Jim 1984 yılında bira pazarında bir hamle yapması gerektiğini düşündü ve BCG’deki işinden ayrılarak yeni bir kariyere adım attı.

Jim’e göre kendisinin farklı bira bulamama sorunu diğer Amerikan bira severler için de geçerliydi ve bu boşluğu doldurmak gerekiyordu. Babası Charles Koch’a bu durumu anlattığında Charles oğlunun delirdiğini düşündü. “BCG’deki işinden nasıl çıkarsın olm, birayı Pazar günleri evin garajında yap ama kolunda bir altın bilezik olsun hep” şeklinde bir tiraddan sonra Alman göçmeni olan büyük büyük dedeleri Louis’in 1870 yılında Missouri’de ürettiği biranın reçetesini de sandıktan çıkartıp veriyor. Dedesinin verdiği reçeteyi evinde hayata geçiren Jim Boston’daki tüm barları kapı kapı gezerek ürettiği örnekleri denemelerini istedi. Jim ürettiği biraya Boston’ın simgesi olan ve kendisi de evinde bira üreten bir biracı olan önemli bir figürün adını verdi. Bu isim Samuel Adams’tı!

jim & samuel adams beers today

19 Nisan 1984’e gelindiğinde Samuel Adams Boston’daki 25 barda görücüye çıktı. Peki neden bu tarih? Çünkü 19 Nisan American Patriot’s Day (Amerikan Vatanseverler Günü). Böylelikle kurucu babalar da onore edilmiş oldu ve Sameul Adams’ın ruhu bir kez daha şad ediliyor. Jim’in bu sırada ne bir ofisi, ne bir şirketi, ne bir dağıtıcısı ne de bir bilgisayarı vardı. Jim ve partneri Rhonda Kallmann Samuel Adams’ın tek çalışanlarıydı ve tek yaptıkları bar bar dolaşıp insanlara ürettikleri biraları denetmek ve görüşlerini almaktı. İnsanlar denedikleri birayı beğeniyordu ve Samuel Adams adı biraseverler arasında hızlıca yayılmaya başladı.

Temmuz 1984’e gelindiğinde ise 93 yerel üreticinin katıldığı Great American Beer Festival’da Samuel Adams en iyi bira seçildi ve bu zafer Samuel Adams’ın yükselişini hızlandırdı. Samuel Adams’ı fıçı menüsüne koyan ilk bar ise Boston’un Jamaica Plain bölgesinde yer alan Doyle’s Cafe.

1985’in sonunda Samuel Adams 500 fıçı üretim gerçekleştirmişti ve yine telaffuz ederken bizleri şekilden şekile sokan Massachusetts ve Connecticut’a yayıldı. Ama daha da önemlisi bir bira ülkesi olan Almanya’ya ithal edildi. İşte bu iyiye işaretti. Jim’in içgüdüleri doğruydu! İnsanlar farklı ve iyi biraya açlardı ve buldukları zaman kaçırmıyorlardı!

SA

1988 yılında satışlar 36.000 fıçıya ulaştı ve Jim böylece nihayet bir üretim tesisi kurabildi. Böylelikle Amerika’nın her iki kıyısına bira gönderebilecekti. Bu coğrafi genişlemeyi bira çeşitleri de izledi ve Samuel Adams Boston Ale, Double Bock ve Cream Stout gibi türler de üretmeye başladı. Samuel Adams’ın bu başarısı diğer küçük üreticileri de cesaretlendirdi. 1980’lerde bir elin parmağı kadar olan küçük bira üreticisi sayısı 1990’larda üç haneli rakamları geçmiş ve dört haneli rakamlara doğru koşarak gidiyordu.

Bugün ise 1200’den fazla çalışanı olan Samuel Adams 50’den fazla farklı çeşitte bira üretiyor ve dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyor bu biraları. Hepsinden de öte, Jim Amerikan Bira Devrimine adını altın harflerle yazdırıyor. Bu Amerikan Bira Devrimini başka bir yazıda ele alacağım. Bu devrimi asıl başlatan figür Fritz Maytag ama Jim’in de yeri kesinlikle yadsınamaz. Jim hala evde bira üretiyor, Amerikan Ev Biracıları Derneği’ne üye ve evde bira üretimini gönülden destekleyerek her sene derneğin toplantılarına katılıyor. Butik biraya tutkun olan Jim Koch 2008 ve 2012 yıllarında Amerika’da baş gösteren şerbetçiotu kıtlığında birçok mail alıyor. Mailler küçük üreticilerden geliyor ve üreticiler şerbetçiotu bulamadıklarını ve zor durumda olduklarını söylüyorlar. Ve Jim ne yapıyor? Simcoe, Ahtanum ve Citra tipi şerbetçiotlarını küçük üreticilerle paylaşıyor. Miktar ne kadar mı? 44 TON! Desteklediği üreticiler arasında rakipleri de var. Peki Jim bunu neden yapıyor? Jim bu durumu mayanın birayı fermente etmesine benzetiyor. Eğer yeteri sayıda maya hücresi bir arada çalışırsa ortaya güzel bir ürün çıkıyor. Eğer bira üreticileri de bir arada çalışırsa bu herkesin faydasına olacak bir ekosistem yaratacak! Eğer maya hücreleri bir arada çalışmazsa, diğer organizmalar tarafından yenilecek ve ortaya kötü bir sonuç çıkacak. Büyük adamsın Jim, büyük! Aşağıdaki ilk video Amerikan Ev Biracıları için yaptığı konuşmayı içeriyor. İkinci video ise Jim Abi’nin Samuel Adams’ın Türkiye’ye gelişi üzerine yaptığı konuşma. İzleyelim.

 

 

Samuel Adams Boston Lager Tadım

Özellikler

Bira Tipi: Vienna Lager

İçerik: Su, Arpa Maltı, Şerbetçiotu (Hallertau Mittelfrueh -Bavyera- ve Tettnanger -Bavyera-) ve Maya

Alkol Oranı: %4.9

IBU: 30

Renk: Berrak Kehribar

İdeal İçim Sıcaklığı: 7-9 Derece

Kullanılan arpa maltları Caramel 60L ve 2-row diye geçen iki sıralı arpa maltları. 2 sıra da ne ola ki diyorsanız tıklayınız. Resimde de gördüğünüz üzere arpa iki sıra üzerine dizili ya da altı sıra üzerine dizili. Bira yapımı için konuşursak 2 sıralı maltlar genelde base malt olarak sıklıkla kullanılıyor ve protein açısından da zengin olan by malt tipi nişastayı şekere dönüştürecek yeterli enzimlere de sahipler. Altı sıralı maltlar daha fazla enzime sahipler ve şekere dönüştürme güçleri daha yüksek. Ayrıca biraya daha tahılımsı ekmeksi bir tat katıyorlar.

Caramel 60L maltına gelirsek, bu malt türü biramıza o zarif turuncu kehribar rengini veren ve Vienna Lager olarak anılmasını sağlayan malt türü. Normal Pale Malt’ın daha yüksek bir ısıda ısıtılmasıyla bu renge kavuşuyor ve 60L terimi ise rengini gösteren bir ibare. Caramel 10L 20L ya da 120L gibi terimler var ve bunlar Lovibond Renk Skalasındaki yeri ifade ediyor. Ne kadar yüksek o kadar koyu!

DSC_1866

Şerbetçiotlarımıza gelirsek Hallertau Mittelfrueh’in değişik bir hikayesi var. Jim’in dedesi Louis’den aldığı reçeteye göre kullanılması gereken şerbetçiotu Hallertau Mittelfrueh ve bu şerbetçiotu yetiştirmesi en zahmetli türlerden bir tanesi. Çok kırılgan ve sürekli ilgi isteyen bir tür. Jim Hallertau Mittelfrueh şerbetçiotu aramaya başlıyor fakat şunu fark ediyor ki bu şerbetçiotunun soyu neredeyse tükenmek üzere çünkü çok çok az yerde var. Boston Lager’e karakteristik özelliğini verecek olanın bu şerbetçiotu olduğunu bilen Jim çiftçileri bu türü üretmek konusunda kandırıyor ve Hallertau Mittelfrueh’ın tekrar kolay bulunan ve tercih edilen bir şerbetçiotu olmasını sağlıyor.

Tadıma geçmeden önce son olarak şişe üzerindeki etiketten bahsetmek istiyorum. Gördüğünüz üzere yakışıklı bir abi elinde güğümden bozma bir kapla bize kadeh kaldırıyor. Biranın adına bakınca etiketteki abinin de Samuel Adams olduğunu düşünüyor insan. Fakat bu konuda bazı söylentiler var. Resimdeki kişinin o dönemki milislerden biri olan Paul Revere olduğu söyleniyor. Samuel Adams’ın biraz çirkin bir abi olmasından dolayı pazarlama dehası Amerikalılar böyle bir trick yapmışlar. Tıklayın ve siz karar verin bakalım Samuel mı yoksa Paul mü?

DSC_1886

Tadım Notları

Samuel Adams’ı özel bardağına dolduruyoruz. Bu şekilli ve güzel bardak Boston Lager’in aromalarını açığa çıkartmak için Jim tarafından özenle tasarlanmış. Her detayı neye yarıyor resme bakarak fikir sahibi olabilirsiniz.

Koku: Hmm, evet bu lager bildiğimiz lagerler gibi kokmuyor! Bu Boston Lager’in bir numarası var! Kör tadım olsa ale mi acaba ya bu diyebileceğiniz bir çiçeksi aroma burnunuza çarpıyor. Şerbetçiotlarından gelen bu çiçeksi-meyvemsi ve biraz da çimeni andıran güzel kokuyu tamamlayan çok güçlü bir karamel kokusu var. Bu da Caramel Malt’ın biradaki etkisini gösteriyor. Ayrıca bu tatlı malt kokusu Samuel Adams ısındıkça bana çocukluktan bir şeyi çağrıştırıyor: Akide şekeri! Hem de öyle böyle değil. Test etmek isteyenler az bir miktar Sam’i bardağın dibinde bırakıp bir 10-15 dk sonra koklayabilir.

DSC_1871Köpük: Bardağın sihri burada ortaya çıkıyor! Harika bir köpük kondisyonu var Sam’in ve bu köpük size bira bitene kadar eşlik ediyor. Ayrıca bu kıvrımlı minyon bardakta kehribar ve beyaz güzel bir görüntü veriyor.

Gazlılık & Gövde: Boston Lager yüksek derecede gazlı çıtır çıtır bir bira ve bence orta-yüksek derecede gövdeli bir bira. Aldığınız her yudumda damağınızda ben buradayım diyor. Boston Lager’i diğer lagerlerden ayıran bir başka özellik daha. Tipik lagerler genelde zayıf gövdeli ve kolay içimliyken Boston Lager çok farklı!

Tat: Yine tipik lagerlere benzemeyen farklı bir lager var damakta. Kokudaki şerbetçiotu çiçeksiliği damakta yerini Caramel 60 maltının o tatlı karamel aromasına bırakıyor. Benim damakta aldığım ilk izlenim bu maltsı karamel aroması. Bitişte ise o çiçeksi şerbetçiotlarını hissetmek mümkün. Boston Lager kesinlikle kompleks bir bira. Özellikle de tipik lagerlerle kıyaslarsak! Ama aynı zamanda oldukça da dengeli bir bira. Karamel maltından gelen tatlılık sizi yormuyor çünkü şerbetçiotlarının çiçeksi aromasıyla güzel bir şekilde dengelenmiş.

DSC_1889  DSC_1931 DSC_1950

DSC_1878

Yemek Uyumu:  Burada önce kendi görüşümü yazıp daha sonrasında ise Samuel Adams’ın websitesindeki önerileri aktaracağım. Bence karamel maltından gelen tat ızgara etle (ızgarada hafif karamelize edilecek ama) çok güzel gider. Ayrıca, içerisinde karamelize soğan olan güzel bir hamburgere de çok yakışır. Buradaki eşleşme mantığı iki karamelize tadın bir birini tamamlaması.

Samuel Adams ise 3-C (Complement – Cut – Contrast) uygulamasından yola çıkarak Boston Lager’in bolonez soslu bir makarnayı çok güzel tamamlayacağını (Complement), baharatlı bir tavuğun (zeytin yağı-sarımsak-sirke-arpacık soğanı) yoğun aromasını kesebileceğini (Cut) ve ekşili bir köfteyle zıt (Contrast) bir tat oluşturacağını söylüyor.

Benim Puanım: 83 / 100

Ratebeer Puanı: 57 / 100 (overall) 96 / 100 (style)

Beer Advocate Puanı: 86 / 100

Görüşmek üzere 😀

DSC_1958

 

One Comment

  1. cemil ozan says:

    jim’in babasından gelen yakarış “hobi olarak yap yine yap ama elindeki memuriyeti yakma, acc kalırsın sonra acc” tadında. rüyasının peşinden giden adamlar hep kazanıyor bir şekilde. raise a pint dream a brew sloaganı çok tuttum.
    ben pek fazla karamel kokusu alamıyorum nedense bu birayı içtiğimde. çiçek meyve aromaları hakikaten fark yaratıyor. türkiye piyasasındaki en iyi lager budur.
    seri üretime geçmeden önce 36000 fıçı üretebiliyor oluşu taktire şayan.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*