Petrus Dubbel Bruin: Belçika’dan Ödül Avcısı Bir Bira

2013 Yılına veda ederken son bir yazı daha koymak istedim. Yılın son yazısını da güzel bir birayla süslemek gerek diye düşündüm. Blogun bugünkü konuğunu ismen herkes biliyor aslında. Türk halkı olarak Petrus ismiyle Cem Uzan sayesinde tanıştık aslında. Uzan ailesine yapılan baskın sonucunda Cem Uzan’ın evinde bulunan ve el konulan tam 3348 şişe şarabın büyük bir çoğunluğu Petrus’tu ve bu durum Fransızları bile şaşırtmıştı. Hatta Petrus’tan bir yetkili Cem Uzan’ın Petrus aşkını şöyle yorumlamış: “Dünyada çok az sayıda kişi mahzeninde bu kadar Petrus bulundurabilir. Bu kadar Petrus’u en zengin Fransız iş adamlarının mahzenlerinde bile göremezsiniz.” Bu haberlerle birlikte biz de Petrus diye bir şarap varmış ve de çok pahalıymış diye öğrenmiş olduk. Belki de Cem Uzan’ın ülkeye yegane faydası şarap kültürüne yaptığı bu katkı olmuştur.

Bugün sizleri bir başka Petrus’la daha tanıştıracağım. Bir şarap blogu olmadığıma göre, bu Petrus bir bira olacak. Belçikalı bir aile bira üreticisinin üretip bizlere sunduğu Petrus Dubbel Bruin de adaşı Petrus şarapları kadar iddialı bir bira. 2011 yılında World Beer Awards tarafından Europe’s Best Abbey Beer kategorisinde en iyi bira seçilmiş. Ayrıca 2013 yılında da yine World Beer Awards tarafından Best Belgian Style Dubbel kategorisinde bronz madalya almış. Sonuçta, Cem Uzan kadar zengin değiliz ve Petrus şarabı içemiyoruz ama en azından ödüllü bir Petrus birasıyla kendimizi havaya sokmamızda bir sakınca yok bence!

Petrus’un üreticisi olan Bavik’in 2013 Yılında Bavik’in WBA’dan topladığı ödülller

 Petrus’u üreten Belçikalı bir aile firması olan Bavik’in hikayesi 1894 yılında Belkçika’nın ufak bir köyü olan Bavikhove’da başlıyor. Adolph de Brabandare isimli şahış Bavikhove şehir konseyine bira üretmek için başvurur. Bugün git, yarın gel derken en sonunda izni kopartır ve Bavik firması doğmuş olur. Babadan oğla geçen işletme 1950’lere gelindiğinde orta ölçekli bir bira üreticisi konumuna gelmiş. Bira trendlerinde yaşanan değişikliklere paralel olarak da Bavik ürün yelpazesini genişletmiş. Bugün Pilsner’den Tripellere, meyveli biralardan fıçıda olgunlaştırılmış özel biralara kadar birçok çeşit sunuyor Bavik. 100 yılı aşkın ömründe bugün hala bir aile şirketi olarak kalmayı korumuş ve bunun önemini vurguluyor. Bugün firmayı dördüncü kuşak yönetiyor ve bira sektöründe yaşanan birleşme ve satınalmalara karşı ayakta durduklarını ve bunu devam ettireceklerini vurguluyorlar. Birleşme ya da satın almanın Bavik’in tüm büyüsünü bozacağını ve yıllardan beri süregelen geleneğin kaybolacağını düşündükleri için de bu konumlarını uzunca bir süre daha korumaya kararlılar.

Tadım

Petrus’un yedi ayrı çeşidi var. Benim bugün inceleyeceğim Petrus ise ülkemizde de bulabilen Petrus Dubbel Bruin (Double Brown). Petrus ismi İsa’nın 12 havarisindan birisi olan St. Peter’den geliyor aslında. Ayrıca kendisi ilk Papa olarak da gösteriliyor ve kendisinin cennetin anahtarına sahip olduğu söyleniyor. Petrus’un etiketinde yer alan bira ve büyük bir haçvari bir şey tutan gülen amcanın ne anlama geldiği de anlam kazanmıştır böylece umarım.

İçerik & Alkol Oranı: Su, Arpa Maltı, Şerbetçiotu, Maya ve Şeker Petrus’un temel bileşenleri. Şeker deyince hemen nasıl yani demeyin. Ülkemizde bir pazarlama savaşının konusu haline gelen birada şeker olur olmaz tartışması daha çok lager-pilsner tipi biralarda anlamlı olabilecek bir arguman. Belçika biralarında şeker kullanılması ise yaygın olarak yapılan bir uygulama. Daha önce Chimay Blue, White, ve Red incelemelerimde de birada şeker kullanımına yönelik uygulamaları detaylı olarak yazmıştım. Zaten Belçika biralarında kullanılan şeker de Candy Sugar olarak geçen ve karamelize de edilebilen bir şeker şurubu. O yüzden, bu birada şeker varmış deyip kaçmıyoruz. Leffe, Duvel, Tripel Karmeliet, Kwak gibi ülkemizde bulunabilen diğer Belçika biralarında da şeker mevcut çünkü. Unutmadan, Petrus Dubbel Bruin’in alkol oranı %6.5.

Şişe & Tasarım: 33’lük Petrus’umuz ince uzun minik şişesinde gayet güzel bir görüntü sergiliyor. Etiketi ise yukarıda bahettiğim gibi ismiyle yakından ilgili. Etiketteki amcamız Aziz Petrus ve bir elinde birası bir elinde de cennetin anahtarını tutuyor. Böyle iddialı bir etiketle de Petrus kendisini içenlere çok şey vaad ediyor gibi geldi bana.

Elinde hem bira hem de cennetin anahtarını tutan Aziz Petrus’un keyfi yerinde tabi 

Bardak: Bende Petrus’un orijinal bardağı mevcut. Uzun bir şarap kadehini andıran Petrus bardağı bence oldukça estetik ve görkemli. Aşağıdan yukarıya doğru genişleyen yapısı ve üzerindeki motiflerle birlikte güzelliğine güzellik katıyor. (Bardağı bana ulaştıran Sevgili Gürhan’a da buradan sonsuz teşekkürlerimi sunmak isterim).

Köpük: İlk başta iki parmak olan köpük zamanla tek parmak seviyesine indi ve kendini korumayı bildi. Son yuduma kadar da bardakta kalmayı ve bardağın kenarına Belçika dantelleri çizmeyi ihmal etmedi. Kısacası, Petrus başarılı bir köpük sunuyor.

Renk: Koyu kırmızı ile kahverengi arasında bir renk. Ama koyu kırmızıya daha yakın gibi geldi bana. Leffe Brun’u bilenler için, Leffe Brun’dan daha açık, Leffe Radieuse’a daha yakın bir rengi var Petrus’un.

Koku: İlk başta öne çıkan koku bence karamel. Çok baskın bir karamel kokusu burna çarpıyor. Daha sonraki koklamalarla birlikte öne çıkan aromalar ise bence üzüm ve pekmez aromaları. Ayırca, geçenlerde eve aldığım ve bayıla bayıla yediğim siyah erik kurusunu da inanılmaz andıran bir kokusu var. Kısacası, karamelin başı çektiği ve siyah üzüm, siyah erik kurusu ve pekmez gibi koyu meyve aromalarının sizi karşıladığı bir kokusu var Petrus’un.

Gazlılık & Gövde: Orta-Yüksek arası bir gazlılığı olduğunu düşünüyorum Petrus’un. Gövde açısından ise kesinlikle yüksek gövdeli bir bira. Ağızda ve damakta kendini net bir şekilde hissettiriyor.

Tat: Kokuda ön plana çıkan karamel tat olarak da yine en baskın aroma. Çok açık bir şekilde damakta karamel tadını yakalıyorsunuz. Bu tadı almamda da Petrus’ta kullanılan karamel maltları ve candy sugar’ın payı büyük. Ayrıca, Petrus gayet tatlı bir bira. Şekerli karamelimsi tat damağınızı sarıyor. Tatlı biralardan hoşlananlar için güzel bir seçim olacağını düşünüyorum. Şerbetçiotlarından kaynaklanan bir acılık kesinlikle yok ve alkol tadı hissedilmiyor. Kolay içimli  bir bira olduğunu söyleyebilirim. Koyu meyve aromaları damakta da kendilerini gösteriyorlar, ama dediğim gibi karamel aroması benim için daha ön plandaydı gibi. After-taste olarak ise damakta tatlı bir tını bırakıyor Petrus. Bir de sanırım çikolatayı da andıran bir bitiş bu.

Köpük biranın son yudumuna kadar bardakta bana eşlik etti 

 

Bu da ailemizin bir numaralı tadımcısı Lokum!

BeerAdvocate: 82 / 100 (good)

RateBeer: 88 / 100 (overall) 93 / 100 style

Benim Notum: 86

Petrus’un fiyatı yerine göre biraz oynaklık göstermekle birlikte 9-10TL arasında. Ülkemize GPGROUP İstanbul tarafından getirilen Petrus’u, Kadıköy’de Belfast, Zeplin ve Ayı’da da bulabilirsiniz. Ama alıp da evde içerim diyorsanız Kadıköy’de Rind, Modalı Tekel ve Milka Şarküteri, Göztepe İstasyon Caddesi’nde Çağdaş Tekel, Nişantaşı’nda Milano Gourmet, Maçka’da yokuştaki Fette Tekel ve Cihangir’de La Cave’da bulabilirsiniz. Bir de son olarak, Zorlu Center’a açılan Eataly’de de Petrus’u bulabilirsiniz. 


Not: bu yazıda alkolü özendirme ya da tanıtma gibi bir amaç güdülmemiş, sadece şahsi fikirler paylaşılmıştır. Ayrıca, herhangi bir markanın reklamı ya da tanıtımı söz konusu değildir ve sadece ve sadece şahsi kanaatler dile getirilmiştir. İçki bizim dostumuz değildir, içki kötülüktür, pişmanlıktır. Belirli oranlarda tüketildiğinde insan sağlığına da zararlıdır. 


Görüşmek dileğiyle…

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*