Kriek Max: Biranın Vişneye Doyduğu An

Uzun bir aradan sonra tekrar blogla ilgilenebiliyor olmak benim için harika. Ekim ayında eşimle yaptığımız 10 günlük Münih-Köln-Brugge-Amsterdam gezimizin benim açımdan en önemli teması elbette biraydı. Gezi sırasında tattığımız biralar, gittiğimiz biraevleri ve Türkiye’ye getirdiğimiz biraları enine boyuna inceleyeceğim. Ancak, bunu yapmadan önce blogu takip edenler için (Türkiye’de yaşayanlar için aslında) bir gönül borcu hissettim. Bloga La Trappe, Schneider Weisse Tap X, Westmalle Tripel, Leffe Royale, Duvel Tripel, Westvleteren XII koyup, muhakkak denenmeli, şöyle damağım bayram etti filan deyip okuyanların iştahını Türkiye’de bulunamayan bu biralarla kabartmak konusunda bir kötü hissettim kendimi. O yüzden, Türkiye’de bulunamayan bu biraların incelemesine geçmeden önce okuyanların da ellerinin altında bulabilecekleri bir iki bira incelemesi yapmaya karar verdim. Buradan hareketle de uzun zamandır dolapta bekleyen Kriek Max’ı gözüme kestirdim.

Öncelikle Kriek tipi biraları, sonrasında Kriek Max’ın üreticisi olan Belçikalı Bockor Brewery’i ve en sonunda da Kriek Max’ı yakından tanıyacağız. Bu yazı aslında benim için de Kriek tipi biraları daha yakından tanımak için bir fırsat. Favori biralar listemde en yukarıda yer almayan ve yıllardır üvey evlat muamelesi yaptığım Kriek’leri sizlere tanıtırken ben de daha yakından tanımış olacağım aslında. Başlıyoruz.

Kriek kelimesi Flamanca’da “vişne” anlamına geliyor. Kriek stilinde biralar da Belçika’ya özgü, aslında temelde Lambic tipi birala dayanan vişneli biralar. Bu sebeple, Kriek’i anlamak Lambic tipi biraları anlamaktan geçiyor biraz. Çok kompleks bir üretim sürecine sahip olan Lambic biraları elimden geldiğince kısa bir şekilde aktarmaya çalışacağım. Kısa diye özellikle belirttim çünkü Lambic üretim sürecininin basic’lerini anlamak için iki gün okuma yapmak zorunda kaldım ve hala kafamda soru işaretleri mevcut. O deredece karmaşık bir olay kendisi.

Lambic tipi biralar Brüksel civarında üretilen ve diğer bira tiplerine kıyasla çok daha az miktarlarda üretilen ekşimsi bir bira tipi. Ama asıl olay, Lambic biraların üretim tekniği ve tat olarak inanılmaz derecede kompleks olmalarında yatıyor. Üretim tekniği olarak Orta Çağ ve Antik dönemlerdeki yöntemleri andırıyor. Aslında Pasteur’ün mikrobiyolojiye ve bakteri bilimine katkılarıyla birlikte sanayileşmenin de getirdiği yeni üretim teknikleri bira üretiminin daha kontrollü olmasını sağladı. Böylelikle bira tat açısından daha tutarlı bir hale geldi. Bu tutarlılık da ticari açıdan bira üreticisi için iyi bir şey. Biranız kolay kolay bozulmuyor, depolanabiliyor ve kıtalar arası yolculuklara çıkabiliyordu. Bunun bedeli ise tat ve aroma açısından daha az kompleks ve seri üretimin kaçınılmaz sonucu olan standart tatlara sahip biralar oldu. Bu bedeli aslında tüketiciler olarak bizler ödedik ya neyse. Ancak günümüzde hala Brüksel’de ve Pajottenland Bölgesi’ndeki bazı köylerde eski günlerden (hatta asırlardan) kalma tekniklerle Lambic birası üretmenin, içmenin ve içirmenin keyfini çıkaranlar var.

Lambic üretiminin temelinde yerel ve doğal olarak oluşan maya ve bakteriler yatıyor. İki temel aşaması var Lambic üretiminin. İlki ethanolün (etil alkol) üretildiği ve 3-6 ay arasında süren dönem, ikincisi ise asidin üretildiği ve 12-24 ay arasında süren dönem. Gördüğünüz üzere Lambic üretmek neredeyse 2.5 yıl alabiliyor. Yalnız daha önemli bir olay var ki o da Lambic biraların fermentasyonunun kalbinde yatıyor. Tüm bu olan bitenler bira üretilen yerin lokal özellikleri ve onu çevreleyenlerden etkileniyor. Yani bira evinin nem durumundan tutun da ortamdaki bakterilere kadar birçok faktörün etkisi var Lambic üretiminde. Buna da “spontaneous fermentation” diyorlar. Bira evinin duvarlarında bulunan bakteriler, biranın dinlenmesi sırasında kullanılan fıçılarda yaşayan organizmalar her Lambic’in o kendine has tadına katkıda bulunuyor. Hatta Lambic biralar genellikle Ekim-Nisan ayları arasında üretiliyor çünkü bu dönemde ortalama sıcaklık 15 santigrat derecenin altında ve üretim için ortamı daha uygun hale getiriyor. Lambic biraların bu “spontaneous fermentation” süreci ve ortamdaki organizmaların bu süreçteki katkıları birçok bilimsel araştırmaya da konu olmuş durumda. Bazı bulgulara göre, Lambic üretim süreci birçok farklı organizmanın birbiriyle rekabet halinde olduğu ve bu rekabet sonucu bir organizmanın diğerinin yerini aldığı, böylelikle de wort’un (malt şırası diyelim) kimyasının sürekli değiştiği bir süreç. Bu süreklilik halinde devam eden organizmaların savaşı, her yeni gelen organizmanın kendine has özelliklerini biraya katması ve en sonunda çok kompleks bir biranın ortaya çıkmasını sağlıyor.

Günümüzde de Lambic tipi biralar genelde hafif ekşimsi-mayhoş, meyvemsi bir tatlılık içeren ve olgunlaştırılmış kompleks biralar olarak tarif ediliyor. Her ne kadar Lambic tipi birayı tatlandırmak için aspartam ya da sakarin kullanan üreticiler olsa da bu uygulama Lambic tutkunları tarafından eleştiriliyor.

Lambic biralarla ilgili birkaç ayırt edici özellikten daha bahsedeyim. Öncelikle Lambic biralarda da şerbetçiotu kullanılıyor fakat birçok biranın aksine taze bir şekilde değil de yıllandırıldıktan sonra ekleniyorlar. Bu yıllandırmanın şerbetçiotuna kazandırdığı ise bayatlaması ve oksitlenmesi ve böylelikle daha peynirimsi bir aroma alması. Ayrıca Lambic biralarda şerbetçiotu acılık katma özelliklerinden dolayı değil de koruyucu olma özelliklerinden dolayı tercih ediliyor. Bu sebeple, Lambic biralar tatlımsı malt aromalarının şerbetçiotuyla dengelendiği “dengeli” biralar pek değil. Daha ziyade, ekşimsi-mayhoş-tatlı ve asidik biralar.

Bu kısa tutmaya çalıştığım uzun girişten sonra sıra geldi Kriek tipi biraları tanımaya. Geleneksel Kriek tipi biralardan Pajottenland bölgesindeki Schaarbeek köyünde yetişen ve köyle aynı ismi taşıyan Schaarbeek Kirazları kullanılıyor. Schaarbeek kirazı ekşi-mayhoş-tatlı yapısıyla ünlü ve çok dar bir bölgede az olarak üretiliyor. Ancak günümüzde Schaarbeek kirazları Belçika’nın hatta Avrupa’nın başka bölgelerinde dahi üretilmeye başlanmış. Gelenksel Kriek’in üretim süreci ise şöyle, itinayla yapılan Lambic biramız meşe fıçılarda 12-18 ay arasında dinlendirilir ve yeni fıçılara transfer edilir. Bu transfer esnasında da Schaarbeek kirazımız suyla ıslatılıp yumuşatılarak ve içinde çekirdeğiyle birlikte biramıza katılır. Bu esnada, zar zor zaptettiğimiz ve uykuya geçmiş olan maya ve bakteriler tekrar hayata döner ve meyvedeki şekeri fermente etmeye başlarlar. Biraya ne kadar Schaarbeek kirazı katılacağı değişse de genel kanı 1 hektolitrelik biraya 20-30 kg arasında Schaarbeek kirazı katmanın uygun olacağı şeklinde. Kirazın birayla olan beraberliği de Kriek’in istenen tadına bağlı olarak sürüyor (1 yıla yakın bir beraberlik çekirdeklerin biraya acımtırak bir tat katmasına sebep oluyor). Daha sonra ise kirazlı kompostomuz fıçıdan çekilerek kirazı ayrılıyor ve daha taze olan Lambic biralarla karıştırılıyor ve en sonunda Kriek biramız ortaya çıkıyor.

Bugün Belçika’da geleneksel Lambic üretim süreçlerine sadık kalarak geleneksel Kriek’ler üreten markalar mevcut. Bunların başında da Cantillon Kriek, De Cam Kriekanlambik ve Boon Oude Kriek geliyor. Ayrıca daha az otantik yöntemler kullanarak Kriek üreten üreticiler de mevcut. Bu daha az otantik Kriekler’in daha tatlı ve Schaarbeek kirazları kullanmak yerine tatlandırılmış vişne suyu kullandıkları belirtiliyor. Ancak yine de bu daha az otantik Krieklerin de tatlıyla ve sıcak yaz akşamlarını değerlendirmek için güzel gittiği de bira gurmeleri tarafından belirtilmiş.

Son olarak, kiraz Lambiclerin tekrardan fermente olmasında kullanılan tek meyve değil. Ahududu, frambuaz, şeftali, siyah üzüm ve hatta mango gibi meyveler değişik meyveli biraların üretilmesinde kullanılıyorlar.

Gelelim Kriek Max’a. Bu bira Belçika’lı Bockor Brewery tarafından üretiliyor. West-Flanders Bölgesinde yer alan Bockor Brewery’nin  kuruluşu 1892 ve o günden bu güne bir aile firması olarak kalmayı başarıyorlar. Bugün de yaklaşık 10 çeşit bira üretiyorlar. Bunlar içerisinde OMER Traditional Blond sanırım birçoğunuz tarafından bilinecektir. Kriek Max’ın da Lambic tabanlı mı yoksa daha az otantik yöntemlerle mi üretildiğine dair bir bilgiye Bockor’un sitesinde rastlayamadım. Ancak Kriek Max’ın sitede Spontaneous Fermentation sekmesi altındaki biraların içinde yer almasından yola çıkarak temelde bir Lambic tipi üretim olduğunu var sayıyorum.

Bockor Brewery’nin neredeyse amiral gemisi olan OMER Traditional Blond 

 Tadım

İçerik: Teorik olarak Kriek Max bir buğday birası çünkü arpa ve buğday maltı kullanılarak yapılıyor. Hatta etikette de açık açık yazıyor Vişne Aromalı Buğday Birası diye. Su ve şerbetçiotuna ilaveten Kriek’i Kriek yapan doğal vişne aroması içeriyor. Vişne aroması da %25’ten az olmayacak şekilde kullanılmış. Bir de tatlandırıcı ve antioksidan var. Daha önceki Kasteel incelememde de ilave maddelere değinmiştim. Orada bahsettiğimi burada da tekrar etmek istiyorum. AB yasalarına göre biranın içeriğini yazma zorunluluğu yok. Yani hangi birada ne var bunu sadece üreticinin bilmemizi istediği kadar bilebiliyoruz. Bu açıdan Bockor’u ve etiketi herşey net bir şekilde Türkçeleştiren GP Group’u takdir etmek gerek diye düşünüyorum.

Ayrıca, daha önceden de verdiğim şu linke meraklıların bakmasını tavsiye ederim.

http://foodbabe.com/2013/07/17/the-shocking-ingredients-in-beer/

Unutmadan belirtmeliyim ki Kriek Max içerken ödüllü bir bira içiyorsunuz. World Beer Awards (WBA) tarafından 2011 yılında dünyanın en iyi Kriek birası seçilmiş ve bu ödülün haklı gururunu da etiketinde bir nişan gibi taşıyor.

WBA Ödülü 

 Şişe Tasarım & Alkol Oranı: 25cl’lik bir şişe için hiç de fena olmayan bir  şişe. Etiketteki ve özellikle de kapaktaki vişneler göze gayet hoş geliyor bence. Kriek Max’ın alkol oranı %3.5. Yani içimi gayet kolay ve hafif bir bira.

Bardak: Bende kendi orijinal bardağı olduğu için onu kullandım. Gayet kibar ve güzel bir bardak. Üzerindeki vişneler de fena durmamış bence.

Köpük: Kriek Max’ın köpüğü çok ama çok başarılı. Bu başarının arkasında da kullanılan buğday maltının olduğunu düşünüyorum. Gayet güzel köpürdü ve ortaya çıkan bu kalın köpük neredeyse bir parmak seviyesinde bana eşlik etti. Ayrıca bardağa da yapışarak o meşhur Belçika Dantellerine benzer bir görüntünün ortaya çıkmasını sağladı. Bu arada, hep beyaz köpük görmeye alışmış gözler için pembe bir köpük çok güzel oluyor.

Renk: Koyu kırmızı diyebileceğim bir rengi var Kriek Max’ın. Fotoğraflarda maalesef gün ışığını kaçırmış olmamdan kaynaklanan bir koyuluk da var, onu belirtmeliyim. Fotoğraflardaki rengin bir ton açığı desem sanki yalan olmaz.

Koku: Elbette buram buram vişne kokuyor (ne büyük sürpriz değil mi?) Zaten başka bir koku beklemek de olmazdı herhalde. Vişnenin o güzel ve mayhoş kokusu ciğerlere dolarken ağzım da sulanmaya başlıyor.

Gazlılık & Gövde: Kriek Max’ın gazlılığı hiç de fena değil ve bence orta gazlılıkta bir bira. Ayrıca, hafif-orta gövdeli de denebilir. Alınan her yudumda kendini hissettirmeyi başarıyor.

Tat: Ve geldik en önemli konuya. Koklarken içimize nüfuz eden vişne tadı en baskın tat olarak (doğal olarak) kendini hissettiriyor. Şimdiye kadar çok fazla Kriek içtiğimi söyleyemem. Fakat daha önce denediğim bazı Krieklerde bir öksürük şurubu tadı aldığım olmuştu. Kriek Max’ta bu tattan eser yok ve tadı kesinlikle başarılı. Vişneli Sodayı da andırdığını belirtmeliyim. Kriek Max’ın tadı içinden jel halinde vişne şurubunun çıktığı şekerlere çok benziyor. Hafif buruk ve mayhoş bir bitişi var ve ağızda kalan kalıcı bir mayhoş tatlılığı var. Tatlılık ve mayhoşluk açısından dengeli bir bira denebilir. Şerbetçiotuna ise rastlamadığımı belirtmeliyim.

Bira bittiğinde bardakta ortaya çıkan köpük danteli

 Kriek Max güzel bir tatlıyla harika gidecek bir bira. Özellikle de frambuazlı cheesecake ya da çilekli pastayla şahane olur diye düşünüyorum. Ayrıca yaz akşamları serinlemek için de değişik bir alternatif olabilir gibi.

BeerAdvocate: 81 / 100 (good)

RateBeer: 29 / 100 (overall) 18 / 100 (style)

Benim Notum: 75 / 100

BeerAdvocate ve RateBeer arasındaki bu puan farkı da ilginç geldi bana ama neyse…

Giderek çeşitlenen ülkemiz bira raflarında artık bir de Kriek biramız oldu. Bu çeşitlilik içerisinde farklı bir  şeyler denemek isteyenlere rahatlıkla önerebileceğim bir bira Kriek Max. Zaten WBA’dan aldığı ödül de kalitesi hakkında bir işaret veriyor bizlere. Özellikle de tatlıyla uyumu çok başarılı. (Denedim, çalışıyor) En azından kesinlikle bir kere denenmesi gereken bir bira olduğu aşikar. Hem Belçika’ya gitmenize de gerek yok. Fiyatı 7-8 TL olan Kriek Max’ı Kadıköy taraflarında Rind, Kral Tekel, Moda Tekel ve Milka Şarküteri’de ve Göztepe İstasyon Caddesi’nde Çağdaş Tekel’de bulunabiliyor. Avrupa Yakası’nda da Nişantaşı’nda Fette Tekel (Maçka – Akaretler Yokuşu), Milano Gourmet, Marine Gourmet, Cihangir’de de La Cave’da bulabilmeniz mümkün. 

Not: bu yazıda alkolü özendirme ya da tanıtma gibi bir amaç güdülmemiş, sadece şahsi fikirler paylaşılmıştır. Ayrıca, herhangi bir markanın reklamı ya da tanıtımı söz konusu değildir ve sadece ve sadece şahsi kanaatler dile getirilmiştir. İçki bizim dostumuz değildir, içki kötülüktür, pişmanlıktır. Belirli oranlarda tüketildiğinde insan sağlığına da zararlıdır. 


Görüşmek üzere…

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*