Hamburg Rehberi Bölüm 1

Günlerden Pazar ve saat sabahın altısı. Gün ağarmak üzere, hava Temmuz ayında olmamıza rağmen soğuk ve puslu. Her nefes alıp verişimizde ağzımızdan dumanlar çıkıyor ve Nilgün’le birbirimize bakıp diyoruz ki “Millet İstanbul’da kavrulurken şu halimize bak!” Bu ayazda Hamburg Balık Pazarına (Fischmarkt) gelmişiz, elimizde bira, ben balık yiyorum, Nilgün ise garip bir ülkenin “street foodunu” mideye indirmekle meşgul. İşin ilginci, bunu yaparken koca balık pazarında tek başımıza değiliz. Balık pazarında neredeyse “binlerce” insan var ve genç-yaşlı kadın-erkek demeden herkes bira içip bir şeyler (çoğunlukla balık ve sosis) yiyorlar. Aynı zamanda ortamda bir grup canlı müzik yapıyor! Bu Hamburg’lular manyak mı diyebilirsiniz ama size aktardığım bu sahne Hamburg’lular arasında bir gelenek! Cumartesiyi Pazara bağlayan her gece eğlenceden çıkan genç-yaşlı Hamburg’lular soluğu Hamburg Balık Pazarında alıyor ve taze balık yiyerek bira içiyorlar. Bizim gece içmesinden sonra soluğu çorbacıda almamız gibi ama aradaki fark şu tüm Hamburg’lular Fischmarkt’ta toplanıyorlar. Kalabalığın içerisinde biz de kendimizi Hamburg yerlisi gibi hissetmeye başlıyor ve içimizi ürperten soğuğa aldırmadan kalabalığa karışıyoruz. Soğuk biramdan bir yudum alırken Elbe Nehri üzerinden gelen soğuk hava yüzümü okşuyor ve yaşadığımı hissettiriyor. Gelin Kuzey Almanya’nın bu soğuk ama bir o kadar da güzel şehri Hamburg’da bira nerede içilir keşfedelim. Başlıyoruz!

FM3

Tepeden Fischmarkt

FM1

Gelinlikle gelmek nedir aga?

FM2

Almanya’da bira gündelik hayatın bir parçası. Bunu bilmeyenimiz yok. Hatta Belediyelerin temel sorumluluklarından bir tanesi de halkı ekmeksiz ve birasız bırakmamak. Ancak (bence) Almanya’daki bira kültürü Belçika ve Amerika’ya kıyasla daha geride. Bunun arkasındaki temel sebep ise Reinheitsgebot’un (German Beer Purity Law – Alman Birası Saflık Yasası) Almanlar için hem bir güç hem de zayıflık olması. Güç, çünkü tarihteki ilk gıda kalite yasası olması ve Alman biralarında bir standart oluşturması açısından olumlu bir çağrışımı var. Pirinç ya da mısır gibi maliyet azaltıcı malt desteklerini denklemin dışında tutarak bira üretiminin yalnızca arpa ya da buğday maltı, su, maya ve şerbetçiotuyla yapılabileceğini söylüyor. Zayıflık, çünkü biradaki çeşitliliği ve deneyselliği kısıtlıyor. Aachen (Almanya) ve Liege (Belçika) arası trenle sadece 22 dakika olmasına rağmen her iki şehrin biraları arasında dünya kadar fark var. Reinheitsgebot Almanları Helles, Pilsner, Lager, Dunkel, Weissbier, Bockbier, Doppelbock, Altbier ve Kölsch tipi kaliteli ama tat olarak bir birine çok benzer biralar üretmeye iterken Reinheitsgebotsuzluk (Reinheitsgebotnessless der buna İngilizler) Belçikalıların Geuze, Lambic, Kriek, Strong Ale, Dubbel, Tripel, Witbier, IPA, Barrel Aged Imperial Stout gibi hem kaliteli hem de aromatik olarak bir birinden çok farklı ve lezzetli biralar üretmelerini sağlamış. Hatta Berliner Berg isimli Berlin’li küçük bira üreticisi “Alman Biraları Sıkıcı mı?” sorusuyla Almanlara bir kör tadım yaptırıyor ve enteresan yorumlar çıkıyor ortaya. İzleyelim Efenim. (Video Almanca ama altyazıya basarsanız İngilizce altyazılar gelecek)

Videoda’da gördüğünüz üzere Almanlar içtikleri 5 adet birayı bir birinden ayıramıyorlar. Hatta “en sevdiğim” dediğine en düşük notu veren var aralarında. Acı ama gerçek! Tipik Alman biraları kaliteli ve lezzetli olmalarına rağmen sı-kı-cııııııııı. Dünyayı saran Craft Beer Revolution Almanya’ya da bir virüs gibi sirayet etmiş ve bu virüs bence çok gerekli ve faydalı bir virüs. Münih gibi en muhafazakar Almanların (hem kültürel hem de bira anlamında) yaşadığı bir yerde bile craft biraya dair küçük kıpırdanmalar oluyorsa Kuzey Almanya’nın bundan muaf olması kaçınılamaz. Hamburg da son bir kaç senedir bu craft bira akımından etkilenmiş ve şehirde harika publar ve bottle shoplar var. İlk uğrayacağımız durak Craft Beer Store Hamburg.

Dükkana ulaşmak çok kolay. U-3 ile Sternschanze durağında inip 3-4 dakika yürüme mesafesinde. İnince kime sorsanız gösterir. Aşağıdaki fotolarla mekana dair bir izlenim edinirsiniz diye düşünüyorum.

Craft Beer Store Hamburg Eski Tarihi Bir Binanın İçerisinde

Craft Beer Store Hamburg Eski Tarihi Bir Binanın İçerisinde

 

 

DSC_0476

Westbrook Tayfası ve Diğer Amerikanlar

Westbrook Tayfası ve Diğer Amerikanlar

 

Cennete Düşmenin Mutluluğu

Cennete Düşmenin Mutluluğu

 

Dükkan Ekibi Kasanın Arkasında Takılıyor

Dükkan Ekibi Kasanın Arkasında Takılıyor

 

Sarıdan Siyaha Malt Çeşitleri

Sarıdan Siyaha Malt Çeşitleri

 

DSC_0484

 

Dükkanda her daim tap'te bir bira var. Biz gittiğimizde Saison yapmışlar ve ücretsiz tadabiliyorsunuz.

Dükkanda her daim tap’te bir bira var. Biz gittiğimizde Saison yapmışlar ve ücretsiz tadabiliyorsunuz.

Dükkandaki fiyatlar oldukça iyi. Ortalama ve ortalamanın altında fiyatlarla karşılaşıyorsunuz. Çeşitlilik oldukça iyi. Belçika, Amerikan ve İngiliz biraları oldukça yaygın, ancak benim özellikle aradığım Struise ve Danimarka’lı Mikkeler henüz yoktu. Struise’u kısa vadede düşünmediklerini ama Mikkeler’i mutlaka dükkana katacaklarını söylediler. Tipik Amerikan Craft’larından olan Sierra Nevada ve Anchor Steam’in birçok çeşidi var, Ohio’lu ve adını artık daha sık duymaya başladığım Praire’nin de her çeşidi dükkanda vardı. Ama Amerika’da dahi zor bulunan Ale Smith, Alchemist  ya da Russian River burada da yok. Bu beklentiyle gidiyorsanız baştan uyarayım. Bunları da dükkana getirip getirmeyeceklerini sorduğumda istediklerini ama zor olduğunu söylediler. Alman craft biralarına gelirsek, burada yok yok. Hamburg’lu craft bira üreticisi Ratsherrn bu mekanın sponsoru. Girdiğiniz an anlayabiliyorsunuz çünkü dükkanın içinde Ratsherrn’in her çeşidi mevcut ama buna rağmen diğer Alman craft bira markalarına da yer verilmiş. Dükkan Yöneticisi Alexander’a “bana ortaya karışık bir şeyler yap be gülüm” dediğinizde onun da eli ilk Ratsherrn’e gidiyor. Yulaf IPA, West Coast IPA gibi deneysel biraları da var Ratsherrn’in, bu açıdan tatmin edici bir marka. Ama Alex ya, şimdi çok Ratsherrn oldu, sen bana Amerikan İngiliz şöyle karışık bir şeyler yap dediğinizde de yakından ilgilenerek yardımcı oluyor.

Tek uyarı yapmam gereken konu ise aldığınız her biranın son kullanma tarihine bakın. Aldığım Sierra Nevada Stout’un SKT’si geçeli yaklaşık 15 gün olmuştu ve bunu otelde fark ettim. Geri götürdüğümde hemen değiştirdiler ve raftaki tüm Sierra Nevada Stout’ları kontrol ettiler ve evet, hepsinin SKT’si geçmişti. Mağaza Müdürü Alexander bu durumun ithalatçının onlara bir kazığı olduğunu belirterek bize tap’ten bir Saison ikram etti. Zaten bu olayı pek takmamıştır, olur böyle vakalar havasındaydık ama ikram yine de iyi gitti.

Dükkandaki bir başka güzellik ise hemen kapı önündeki masalarda aldığınız biraları içebiliyorsunuz. Bardak istediğinizde de hemen veriyorlar ve dükkan fiyatına dışarıda bira içebiliyorsunuz. Biz de bu fırsatı kaçırmayarak Nilgün’le ufak çaplı bir tadım yaptık.

Citra Şerbetçiotunun kullanıldığı çok ferah ve buram buram turunç kokan güzel bir IPA

Citra Şerbetçiotunun kullanıldığı çok ferah ve buram buram turunç kokan güzel bir IPA

 

Left Hand Brewing'in leziz Milk Stout'u. Sütlü Çikolata ve Kahve Aromalarıyla çok güzel.

Left Hand Brewing’in leziz Milk Stout’u. Sütlü Çikolata ve Kahve Aromalarıyla çok güzel.

Craft Beer Store Hamburg’da dükkanı gezip, çalışanlarla sohbet edip bira tadarak 2 saatten fazla zaman geçirmeyi başardık. Hamburg’da kaldığımız her gün de uğramayı ihmal etmedik. Buradan ayrılırken rotayı hakkında çok fazla şey duyduğum ve görmek için sabırsızlandığım Altes Mädchen’a çeviriyoruz.

Devam edecek…

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*